chate basla duygu sohbet giriş

İsveç’te görünmeyen göçmen kadınları

İsveç’te görünmeyen göçmen kadınları
Devlet İstatistik Kurumu (SCB) yaptığı bir araştırma göçmenlerin özellikle de Türkiyelilerin yoğun olarak yaşadıkları Stockholm’un güneyinde Alby, Fittja, Hallundave Norsborg semtlerinde yaşayan kadınların % 15’inin tamamıyla kayıt dışı olduklarını gösterdi. Bu kadınlar hiçbir kurumdan ekonomik yardım almadıkları gibi okula da gitmiyor. Botkyrka Belediyesi, Türk ve Kürt kadınlarının yüzde 16 oranıyla başını çektiği bu grupta yer alan kadınların durumlarını mercek altına aldı. Yıllar süren araştırmaların ardından “Görünmeyen Kadınlar”ın durumlarını bir rapor haline getirerek kamuoyuna duyurdu.

Raporun yayımlanmasının ardından aynı sorunun Stockholm’un kuzeyindeki Rinkeby ve Tensta gibi göçmenlerin yoğun olarak yaşadıkları semtlerde de olduğu görüldü.

Stockholm’deki İşçi Eğitim Merkezi’nde, Eşitlik Bakanı Nyamko Sabuni, Sol Parti Milletvekili ve “Ne Fahişe Ne de Boyun Eğen” adlı derneğin Başkanı Amineh Kakabaveh, Stockholm Belediyesi Sol Parti Grup Başkanı Ann-Margarethe Livh, raporu hazırlayan Botkyrka Belediyesi yetkilisi Vanja Möller ve İsveç Kadın Lobisi Başkanı Gertrud Åström’in konuşmacı olarak katıldıkları bir panelde “Görünmeyen Kadınlar” ile banliyölerde yaşayan göçmen kadınların durumları tartışıldı.

Kakabaveh “Görünmeyen Kadınların” toplumun en fazla dışlanan kesimlerini oluşturduklarını dile getirdi ve bu kadınların durumları ele alınıp sorunları çözülmediği sürece eşitliğin sağlanması için adım atılamayacağını söyledi.

Eşitlik Bakanı Nyamko Sabuni “Görünmeyen Kadınların” göçmen kadınlarının karşı karşıya kaldıkları ayrımcılık ve dışlanmanın boyutlarını ortaya koyduğu değerlendirmesinde bulundu. Yıllar boyu kurumların göçmen kadınların sorunlarının göçmenlerin kollektif sorunları içinde görüldüğü ve kadınların bireyler olarak ele alınmadıklarını söyledi. Göçmen kadınlarının birey olarak görülmeleri ve bu temelde sorunlarının ele alınmasını istediklerini belirten Sabuni bunun kadınlara iş ve eğitim alanında yeni olanaklar yaratacağını öne sürdü.

Vanja Möller, Belediyelerinde 100 ülkeden 85 bin kişinin yaşadığını, göçmenlerin yaşadıkları semtlerin gelir düzeyleri en düşük olan yerleşim birimleri olduğununa dikkat çektikten sonra raporu hazırlarken 15 kadınla söyleşi yaptıklarını söyledi.

Belediyenin güneyinde yer alan yerleşim birimlerinde kadınların sadece % 45’inin çalıştığını, kadınlar arasında işsizliği azaltmak ve kayıt dışı kadınları dışlanmışlıktan kurtarmak perspektifiyle çalışma yürüttüklerini dile getirdi. “Görünmeyen Kadınların” %30’nun lise, % 20’sinin de yüksek okul mezunu olmalarına rağmen tamamen kayıt dışı olmalarını çok ciddi bir toplumsal sorun olarak değerlendirdi.Bu kadınların hiç bir ekonomik gelirleri olmadığı için toplumdan izole olduklarına ve sadece geldikleri etnik grupla ilişkileri olduklarını söyledi. Bu grupta yer alan kadınların oldukça hetorojen bir yapıları olduğunu bazılarının İsveçceyi hiç bilmezken diğer kesimin akıcı İsveçce konuştuklarını gözlemlediklerini ifade etti.

Kadınların görünmez hale gelmelerinin pek çok nedeni olduğunu söyleyen Möller kadınların iş piyasasındaki ayrımcılığı dışlanmalarının en büyük nedeni olarak gördüklerini dile getirdi. Kadınların bir kısmının daha önceleri iş güvenliği olmayan işyerlerinde ve kiralama şirketlerinde çalıştıklarını, bazılarının kötü çalışma koşullarından dolayı sağlık durumlarının bozulduğuna dikkat çekti. Eğitim düzeyleri düşük olan görünmeyen göçmen kadınlarının çoğunluğunun 1980’li yıllarda İsveç’e gelerek yıpratıcı işlerde çalıştıkları için sağlıklarını yitirdiklerini söyledi. Bu grupta yer alanların daha çok kendi ülkelerinden gelenlerin işyerinde çalıştıkları için İsveçceyi öğrenme ihtiyacı hissetmediklerini dile getirdi.

Möller “Görünmeyen kadınlar”la ilgili iş bulmak ve çalışmak istemiyorlar şeklindeki suçlamaların gerçekleri yansıtmadığını, kadınların tamamını çalışmak istediklerini ancak iş bulamadıklarını dile getirdi. Kadınların iş bulamamalarının nedenlerini ise şöyle sıraladı. “İş piyasasında var olan ayrımcılık ve ırkçılık, bazı kadınların eğitim düzeylerinin düşüklüğü, daha önce iş yaşamlarının olmaması, yeterli ölçüde İsveçce bilmemesi, sağlıklı olmamaları.”

Ann-Margarethe Livh, Hükümetin ve Stockholm Belediyesinin yürürlükteki politikalarının göçmenlerin dışlanmışlığını artırdığını belirtti, işsizleri baskı altına almak için 1930’lu yıllarda uygulanan zorla çalıştırmaya benzer yöntemlerin yürürlüğe konmasını eleştirdi. İssizlerin semtlerde “İş Meydanı” adı verilen bürolarda olmaya ve haftada en az 30 iş aramaya zorlanmalarını insanlık dışı olduğunu, temel insan haklarıyla ve demokrasiyle bağdaşmadığını söyledi.

Hükümetin yürürlüğe koyduğu, çalışma yerine evde kalıp çocuklarına bakmak isteyen kadınlara ödediği “Bakım Yardımı”nın amacının kadınları iş yaşamından koparmaya ve toplumdan izole etmeye yönelik bir politika olduğuna ve bu uygulamadan en fazla göçmen kadınlarının olumsuz etkilendiklerine dikkat çekti

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir